AKDENİZ BÖLGESİNDE YER ALAN AKTİF KENT KONSEYLERİNİN MERSİN TOPLANTISI
  • Anasayfa
  • Genel
  • AKDENİZ BÖLGESİNDE YER ALAN AKTİF KENT KONSEYLERİNİN MERSİN TOPLANTISI

AKDENİZ BÖLGESİNDE YER ALAN AKTİF KENT KONSEYLERİNİN MERSİN TOPLANTISI

By In Genel, Haberler On 5 Nisan 2018


Mersin Kent Konseyi ev sahipliğinde, 17.03.2018 tarihinde, Mersin Büyükşehir Belediyesi Tesisleri’nde, Akdeniz Bölgesi’nde yer alan kent konseylerinin katılımıyla toplantı gerçekleştirildi.

Bu toplantı neticesinde;

Bölgemizin tarihi kültürel değerleri, doğal örtüsü, iklimi, toprağın verimliliği, gelir düzeyi başka yerlerle kıyaslanmayacak derecede olduğu ve Türkiye’nin yedi bölgesi arasında yapılan değerlendirmede ikinci sırada olduğu vurgulandı.

Gerek dünyanın gerekse ülkemizin cennet köşelerinden biri olan Akdeniz Bölgesinin son yıllarda hayati öneme sahip sorunlarla karşılaştığı tespiti yapıldı. Bu tespit neticesinde yukarıda kısaca değindiğimiz zenginlikleri bir sonraki nesile miras bırakamama tehlikesi katılımcı konseylerin ortak endişesi olarak öne çıktı. Buna göre;

Akkuyu Nükleer Santrali başta olmak üzere, planlanan ve ön izin alan onlarca kömürle çalışan termik santral, kıyı kenar çizgisine, göller yöresine, nehir kenarlarına yapılan sanayi veya benzeri kirli yatırımlar bölgemizin ve yaşayanların geleceğini tehdit etmektedir. Bu yatırımlar Çevre ve Şehircilik bakanlığının ÇED yönetmenliğine göre yapılmaktadır. İzinler verilirken sağlıklı bir araştırma yapılmamaktadır. Yerel halkın görüşü yüzeysel alınmaktadır. Bu tesisler toprağı zengin, verimli tarım alanlarına ya da kültürel miras alanlarına yakın yerlere inşa edilmektedir. Taş ve maden ocakları, birçok insanın yaşadıkları yuvalarını bırakarak merkezlere taşınmasına sebep vermektedir. Bir an evvel bu yasanın gözden geçirilmesi, alınan kararların çevre ve insan odaklı olmasının sağlanması gerekmektedir.

21. yüzyılın en büyük tehdidi küresel ısınma kentlerimizi ve ülkemizi tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Meteoroloji uzmanlarının önümüzdeki yıllarda ani ve hızlı yağmurlarla oluşacak sel felaketlerine hazır olmamız konusundaki uyarılarını dikkate almalıyız. Kuraklık uyarılarını, suyumuzun kısıtlı olacağı uyarılarıyla daha dikkatli ve bilimsel tarım yapma konusunda çiftçilerimize eğitimler verilmelidir. Su kaynaklarının verimli kullanılması için yetiştirilecek ürünlerin cinsine, çeşidine ve tükettiği su miktarına göre yeniden planlanması ve tavizsiz uygulanması şarttır.

Gastronomi ve halk kültürü konusunda farkındalık yaratmak ve turizmin önemli bir ayağı olan mutfak kültürü ve binlerce senelik yaşayış tarzımızın oluşturduğu kültürel mirasa sahip çıkmak gerekir. Bu konuda Kent konseyleri önderlik yapıp halkımızı, yerel yönetimleri ve yürütmeyi harekete geçirmelidir.

2011 de Suriye’de yaşanan iç savaştan dolayı ülkemiz Suriyeli göçmenleri misafir etmektedir.
O günden bu yana yapılan araştırma ve bilimsel çalışmalardan anlaşıldığı üzere bu insanların büyük ekseriyeti ülkelerine dönmeyi düşünmemektedir. Gerekli tedbirler alınmadığı takdirde büyük sorunlarla karşılaşacağımız açıkça görülmektedir. Misafirlere ayrıcalıklı sağlık, eğitim, iş yeri açma imtiyazları hükümetimiz tarafından sağlanmaktadır. Bu imtiyazlar anayasamızın eşitlik ilkesine uygun değildir. Yerel halk tarafından da hoş karşılanmamaktadır. Ayrı mahallerde yaşamaktadırlar. Yoğunluk olarak 1/3 ü bölgemizde yaşamaktadır. Yeni doğanları da göze alındığı takdirde bölgenin demografik yapısı kısa sürede hızla değişecektir. Bu belirsizlik halkta endişe yaratmaktadır. Önerimiz bir an evvel nüfus yoğunluğuna göre dağılım yapılmasıdır. Resmi dilimiz Türkçenin öğretilmesi kesinlikle ihmal edilmemelidir.

Bu toplantıların çözüm getirmesi için en kısa sürede bölgedeki milletvekilleri ve belediye başkanlarıyla toplantının tekrarlanarak sonuç elde edilmesi gerektiği hususunda görüş birliğine varılmıştır.